İÇİMDEN GELDİĞİNCE
Hani güzel yemyeşil bahçenin yanından yürürsün her adımında rengarenk çiçekler ,sana doğru eğilen ağaç dalları sana eşlik eder kokularıyla beraber;her adımında baharın geldiğini duyumsarsın ve yürüdükçe yürüyesin gelir o yolda ve dersin ki keşke böyle bir bahçede yaşasam .o bahçe sanki kendiliğinden öyle hazır verilecektir sana ve sanki senin olsa hiç uğraş gerekmeden hep öyle mis kokacak….işte hayata bakışımız bu kendi bahçelerimizi yeşertmek yerine hazırda olana özenmek,hazır verseler bir iki gün keyfini sürsem ama ben çalışmasam uğraşmasam emek vermesem …mümkün mü bu,yada hazırda verilen şeylerin kıymeti olur mu?düşün ki sen hiç çabalamadan birisi açmış kalbini sevgisini sunmuş sana bu seni mutlu eder mi?gözün hep daha iyisi diye betimlediğin senin çabanı gerektirecek olandadır..burda iyi kötü değildir ölçüt olan ölçü hazır bulunuşluktur…çabalamadan uğraşmadan önümüze konan yemeğin tadı bile damağımızda istediğimiz tadı bırakmaz iş ki aşk bizi mutlu etsin …belki bir iki gün bir değişiklik gözüyle bakarız sonra başlarız olumsuzlukları saymaya yada olmadı karşımızdakini inciten tavırlar sergileriz vıcık vıcık gelir sevgisi boğar sıcağıyla,o an bizi serinleten bir şey bekleriz bizi iten hırpalayan inciten bizi biraz yoracak harekete geçirecek birşeydir aradığımız… o da elimize geçene kadar …kısa bir andır mutluluk geçici bir zaferdir kazandığımız sonra bekleriz kuş gibi çırpınsın yüreği çırpınsında ben yine çaba sarfedeyim işte bu yüzdendir aşk elimizde ki kuş gibidir ne sımsıkı tutmak nede gevşek bırakıp kaçmasına izin vermek bizi mutlu eder..Şimdi bunların bizimle ne ilgisi var dediğini duyar gibiyim …Hiç koca bir hiç….içimden gelen anlatmak için uygun kelimelerin bulunamadığı anlarda bir şeyler anlatırsın ya işte şu an da o an…uygun kelimeler buralarda bir yerde az kaldı bulacağım biraz sonra ama şimdi sadece uygun kelimeleri arıyor ve deniyorum anlatmayı….
Biliyorum hiç kasıt yok …söylediklerinde yaptıklarında ve olabildiğince içtensin canım isterse konuşuyor istemezse arkanı dönüp yokmuşum gibi davranabiliyorsun .Aslında belki bu da benim edinemediğim ve edinemeyeceğim bir beceri olsa gerek…ben hep bir yerlere tutunma ihtiyacı içindeydim bu güne kadar ;bir sarmaşık nasıl ayakta durmak için bir yere dayanmak ,filizleri ile tutunmak ihtiyacında ise bende hep bir yere bir şeylere birilerine yada sevgilerine tutundum güç aldım ….daha küçücük bir çocuktum ….Ninem benim için taşduvardı ve ben onun sağlamlığına dikliğine kendi başına ayakta durmasına hayrandım.Onun bahçesini yeşerten bunca çiçek gibi onun konuşmaları benim için de hayat demekti…o aynı bir çiçeği büyüttüğü gibi büyüttü beni de sevgiyle emekle ihtimamla…Ninemin bahçesinde kardelenleri vardı ,sünbülleri, mısır menevşeleri,şebboyları gülleri….her sabah kalktığında ilk iş onların yanına gider onları sular yapraklarını temizler anlatırdı geçmişini umutlarını onlara…her sabah yattığım yerden onun bu konuşmalarını duyar uyuyormuş gibi yaparak onu dinlerdim..Bazen onun çiçeklere olan ilgisini kıskanır o görmeden gidip koparırdım o çiçeğin en güzel açmış tomruğunu parçalardım ufacık olana kadar ve sonra yaptığımdan gelen pişmanlıkla mı yoksa seçilmemiş sevilmemiş olmanın sıkıntısıyla mı ağlardım evin arkasındaki küçük çıkıntıya oturup ta ki nineciğim gelip beni bulana kadar…
Şimdi hiç kimseye hiç bir şeye gücüm yetmiyor o çiçeklere yaptığımı kendime yapıyorum..En ufak bir kırgınlıkta ,pişmanlıkta yada ayrılıkta parça parça yapıyorum ruhumu, ufalıyorum yaşadığım en mutlu anları , ve ağlıyorum.Gücüm yalnızca gözyaşlarıma yetiyor akıp gidiyorlar sessizce bazen içime ,bazende dışarı…
Sen beni tanımıyorsun öyle hassas bir çizgi ki ne kadar tanıyorum desende ne zaman ne yapacağını gözünde anlarım desende içimden geçenleri değil yüzümde olanları bile ayırd edemiyorsun… Gözyaşım akmadan da ağlarım ben biliyor musun hatta gülümserim hayata ve sen benim deliler kadar sorunsuz ve mutlu olduğumu sanırsın İşte sır burada… Her sayfada her anıda ayrı bir ben olarak karşına çıkmak hem rahatlatıcı ;içimi döktüğüm için hemde utanç verici çırılçıplak kalmışım gibi…bu iki duygunun ortasında bir yerlerdeyim….gelgitlerde yolumu arıyorum olmadı yeni yollar çiziyorum …
Bugün bir cenazedeyim yarın bir düğünde… ne düğün farklı ne de cenaze….aklımdaki sorular nereye gitsem benimle geliyor,korkularımın önünde iki büklümüm nereye gitsem ne yapsam bir çemberin içindeyim sınırlarımı koymuşlar çabalayamıyorum bile dışına çıkmak için ben kendim kendime duvarlar örmüşüm….Başkaları çok eskilerde bile kalsa korkuyu öğrenmişim ya,şu korkuyu bir atıversem içimden yeniden doğmuş bir bebeğe döneceğim…
Yıllar öncesinden bir arkadaşım bana hep senin gibi olmak isterdim fakat yıllar geçtikçe sen bana benzedin dedi…aslında ona benzememiştim aslında boş bir kağıdı nasıl katlar ve şekle sokarsın nasıl istediğin gibi karalar sonra buruşturup bir köşeye fırlatırsın işte ben o kağıt gibiyim artık atıldığım tarafa gitmek dışında bir seçenek sunmuyor hayat bana…bir zamanlar mutluluk veren şeyler artık içimi kıpırdatmıyor,gülümsemek bile bazen bir kayayı yerinden oynatmak kadar ağır geliyor ….artık eskisince gülmek bana haram….
Dedim ne ..inan tanı bile koyamıyorum…keşke eski ,delik,küreksiz bir kayık gibi bıraksalar beni akıntıya…kaybolsam denizin derinliklerinde…ama mümkün mü hayat dedikleri bir kez başladın mı bir daha bitsin demekle bitiremeyeceğin pek çok sorumluluk denilen yaftayı da üzerimize yapıştırıyor..hadi kolaysa vazgeç gittiğin yoldan dönercesine….eksiler artılar beyninde dansedip duruyor ve en sonunda yorgun düşüyor zihnin uyuyor sen ayaktayken bile..işte benimde yaşadığım sanırım artık bu…
Fark ettiğim hiç hayalimin olmayışı,hiç yok vazgeçirdiler beni …bir süre çabaladım hayallerim evlenmemiş kızların sandıklarda çürüyen çeyizleri gibi üst üste yığıldılar;sarardılar ..anlattım dinlenmedi gerçekleştirmek için fırsat beklemek şöyle dursun vazgeçmek zorunda kaldım hepsinden başkalarının günümüze uygun istekleri yüzünden..neden onlar daha önemliydi çünkü o istekleri önemli yapan isteyen kişiydi…durumsal yaklaşım denilen bir şey vardı ve ben onunla daha yeni tanışıyordum işte bu tanışma hayallerimi yıktı geçti tartışmalar konuşmalar yaşantılar her şey durumsaldı yani bugün seni istiyorum seviyorum ama yarın bu duruma göre değişir hangi durum senin beni mutlu yada mutsuz edişine…yada senin benim için sunduğun imkana…yada tercihlerime ..bilmiyorum bir baktım ben o eski hayaller kuran kişi değilim artık bekleyebileceğim elini uzatacak destekleyecek kimse yok….yapayalnız hayalsiz kurak bir tarlada ayakta kalmaya çalışan bir ebe gümeci yook yok hayır ben sadece kalmaya yaşamaya çalışan bir ebe gümeciyim öyle dağılmalar yayılmalar yok .....